Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması ve Yeni Kısmi Dava Sistemi

Belirsiz Alacak Davası Kaldırıldı: Yeni Kısmi Dava Dönemi

 

GÜNCEL MEDENİ USUL HUKUKU İNCELEMESİ

Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması ve Güçlendirilmiş Kısmi Dava Dönemi

7589 sayılı Kanun sonrası HMK m.109/4’ün kapsamı, geçiş rejimi ve uygulama riskleri

Mevzuat durumu: 28 Ağustos 2026

Uygulama odaklı hukuki değerlendirme

Bu çalışma genel bilgilendirme amaçlıdır; somut olay bakımından hukuki görüş yerine geçmez.

 

 

Özet

7589 sayılı Kanun, 31 Temmuz 2026 tarihinde yürürlüğe girerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun belirsiz alacak davasını düzenleyen 107. maddesini tamamen yürürlükten kaldırdı. Aynı Kanun, HMK m.109’a eklediği dördüncü fıkrayla kısmi davayı güçlendirdi: Davacı, alacağın yalnız bir kısmını dava etmişse talebini tahkikat sona ermeden aynı davada bir kez artırabilecek; bu özel artırım iddianın genişletilmesi yasağına takılmayacak ve artırılan kısım yönünden zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılacak.

Temel sonuç: 31 Temmuz 2026 ve sonrasında açılan davalarda ayrı bir ‘belirsiz alacak davası’ yolu yoktur. Miktarı başlangıçta tam hesaplanamayan bölünebilir alacaklar, kısmi dava ve HMK m.109/4’teki özel talep artırımı üzerinden yürütülecektir.

 

Bununla birlikte yeni sistem, eski kurumun bütün sonuçlarını açıkça kopyalamış değildir. Kanun zamanaşımını düzenlemiş; faiz başlangıcı, ikinci bir artırımın ıslahla yapılıp yapılamayacağı, her bir talep kalemi için ayrı artırım imkânı ve yürürlük tarihinde zaten derdest olan kısmi davaların durumu konusunda açık bir çözüm getirmemiştir. Düzenlemenin çok yeni olması nedeniyle bu başlıklarda yerleşik Yargıtay uygulamasından henüz söz edilemez.

1. Değişikliğin hukuki çerçevesi

7589 sayılı Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 16 Temmuz 2026 tarihinde kabul edildi; 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlandı. Kanunun 19. maddesi HMK m.107’yi yürürlükten kaldırdı. Kanunun 20. maddesi ise HMK m.109’a yeni dördüncü fıkrayı ekledi. Yürürlük maddesine göre bu iki değişiklik yayım tarihinde, yani 31 Temmuz 2026’da yürürlüğe girdi.

Kanun teklifinin gerekçesi, belirsiz alacak davasının yürürlüğe girdiği tarihten itibaren özellikle hangi alacaklarda kullanılabileceği konusunda sürekli tartışma yarattığını; yanlış dava türü seçiminin yargılamayı uzattığını ve bazı dosyalarda zamanaşımı nedeniyle hak kaybına yol açtığını kabul etmektedir. Çözüm olarak, belirsiz alacak davasının sağladığı iki ana fayda kısmi davaya taşınmıştır: ıslah hakkını kullanmadan bir kez talep artırma ve artırılan kısım için zamanaşımının dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılması.

Bu reformun arka planında yüksek mahkemelerin erişim hakkı yaklaşımı da bulunmaktadır. Anayasa Mahkemesi, İsmail Avcı kararında koşulları oluşmadığı gerekçesiyle belirsiz alacak davasının davacıya düzeltme imkânı tanınmadan reddedilmesini ölçüsüz bulmuştu. Teklif gerekçesi ayrıca AİHM’in Yargı/Türkiye ve AYM’nin Çetin Akboğa kararlarına atıfla, bilirkişi raporu beklenirken bakiye alacağın zamanaşımına uğramasının mahkemeye erişim hakkı bakımından doğurduğu sorunu vurgulamaktadır.

2. Eski ve yeni rejimin karşılaştırılması

Başlık31 Temmuz 2026 öncesi31 Temmuz 2026 sonrası
Kanuni dayanakHMK m.107: belirsiz alacak davasıHMK m.109/4: güçlendirilmiş kısmi dava
Başlangıç koşuluAlacağın miktarının davacıdan beklenebilir şekilde tam ve kesin belirlenememesiTalep konusunun bölünebilir olması ve alacağın yalnız bir kısmının dava edilmesi
Talep artırımıAlacak belirlenince özel talep artırımıTahkikat bitmeden, aynı davada bir kez, iddianın genişletilmesi yasağı dışında
IslahTalep artırımı ıslah değildiYeni özel artırım da ıslah değildir; gerekçeye göre ıslah hakkını tüketmez
ZamanaşımıEda talebi bakımından alacağın tamamı yönünden koruma kabul ediliyorduFiilen artırılan kısım yönünden kesilme dava tarihine götürülür
Faizİçtihat ve alacağın temerrüt rejimine göre belirleniyorduYeni fıkra özel bir faiz kuralı getirmedi; temerrüt ve talep tarihi ayrıca değerlendirilir
Geçiş31 Temmuz 2026’dan önce açılan dosyalarda uygulanmaya devam ederYeni açılacak davalarda m.107’ye dayanılmaz

Tablo: 7589 sayılı Kanun m.19-20 ve Geçici m.1/10 esas alınarak hazırlanmıştır.

3. Güçlendirilmiş kısmi dava nasıl işleyecek?

3.1. Dava açıkça kısmi dava olarak kurulmalı

Yeni dönemde dilekçenin başlığında ve talep sonucunda HMK m.109 uyarınca kısmi dava açıldığı tereddütsüz biçimde belirtilmelidir. Davanın hukuki sebebi, alacak kalemleri ve şimdilik talep edilen tutar açıkça gösterilmelidir. Birden fazla alacak kalemi birlikte isteniyorsa başlangıç tutarının hangi kaleme ne kadar tahsis edildiği yazılmalıdır; tek bir toplu rakam bırakmak, hükmün kapsamı, harç, faiz ve zamanaşımı bakımından gereksiz uyuşmazlık yaratır.

HMK m.109/3 gereği kısmi dava açılması, açıkça feragat edilmedikçe kalan kısımdan vazgeçildiği anlamına gelmez. Buna rağmen ‘fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğu’ yönündeki açıklamanın dilekçede yer alması uygulamada iradeyi berraklaştırır; bu ifade tek başına yeni m.109/4’ün sağladığı artırım ve zamanaşımı sonuçlarını doğurmaz.

3.2. Artırım yalnız bir kez ve tahkikat bitmeden yapılabilir

Davacı, aynı davada özel artırım hakkını yalnız bir kez kullanabilir. Son an, tahkikatın sona ermesidir. Bu nedenle artırımın, alacağı etkileyen bilirkişi raporları ve varsa ek raporlar tamamlandıktan; rapora itirazlar sonuçlandıktan sonra fakat mahkeme tahkikatın bittiğini açıklamadan önce yapılması gerekir. Basit yargılama usulünde tahkikatın daha hızlı kapanabileceği unutulmamalıdır.

Stratejik risk: İlk rapor gelir gelmez artırım yapılır ve sonraki ek rapor daha yüksek tutar belirlerse, HMK m.109/4’e dayanılarak ikinci bir artırım yapılamaması ihtimali yüksektir. Bu nedenle artırımın zamanlaması artık dava türü seçiminden daha kritik bir usul kararıdır.

 

Artırım dilekçesinde işlemin HMK m.109/4 uyarınca yapıldığı açıkça yazılmalı; artırılan her alacak kalemi ayrı ayrı gösterilmeli; faiz talebi ve faiz başlangıçları ayrıca kurulmalı; artan dava değeri üzerinden tamamlanması gereken nispi harç yatırılmalıdır. Mahkeme taleple bağlı olduğundan, bilirkişinin daha yüksek bir rakam hesaplaması tek başına o tutara hükmedilmesine yetmez.

3.3. Zamanaşımı korumasının kapsamı

Yeni fıkranın en güçlü tarafı zamanaşımıdır. Davacı talebini m.109/4 kapsamında artırdığında, artırılan kısım yönünden zamanaşımı artırım tarihinde değil, ilk dava tarihinde kesilmiş sayılır. Böylece dava açılırken süre dolmamışsa, uzun bilirkişi incelemesi yüzünden bakiye kısmın yargılama sırasında zamanaşımına uğraması önlenir.

Ancak bu koruma sınırsız değildir. İlk dava tarihinde zaten zamanaşımına uğramış bir alacak canlanmaz. Kanun yalnız ‘artırılan kısım’ için geriye etkili kesilme öngördüğünden, özel artırım sonrasında da dava dışında bırakılan bakiye alacak bakımından aynı korumanın bulunduğu kesin biçimde söylenemez. Ayrıca metin zamanaşımından söz etmekte, hak düşürücü süreler için paralel bir kural kurmamaktadır.

4. Yeni rejimin çözmediği başlıca sorunlar

4.1. Faiz başlangıcı

HMK m.109/4, artırılan kısım için zamanaşımının kesilme tarihini açıkça dava tarihine taşımış; faiz hakkında ise susmuştur. Zamanaşımı ile temerrüt aynı kurum değildir. Borçlu dava öncesinde usulüne uygun biçimde temerrüde düşürülmüşse veya alacağın niteliği gereği faiz olay, fesih ya da başka bir maddi hukuk tarihinden başlıyorsa bu tarih korunabilir. Buna karşılık dava dilekçesi temerrüt ihtarı işlevi görüyorsa, artırılan kısım için faizin dava tarihinden mi yoksa artırım tarihinden mi işleyeceği yeni içtihatla netleşecektir. Güvenli uygulama, dava öncesi temerrüdü kurmak ve artırım dilekçesinde her kalem için faiz türü ile başlangıç tarihini ayrıca göstermektir.

4.2. Islah hakkı ve ikinci artırım

Teklif gerekçesi, m.109/4 artırımının ıslah hakkı kullanılmadan yapılacağını belirtmektedir. Bu nedenle özel artırım, kural olarak ıslah hakkını tüketmez. Fakat bundan, aynı talebin parasal miktarının daha sonra ıslahla ikinci kez artırılabileceği sonucu otomatik olarak çıkmaz. Kanundaki ‘bir defaya mahsus’ sınırı böyle bir yoruma engel olabilir. Yargıtay uygulaması oluşuncaya kadar ikinci parasal artırım imkânına güvenerek eksik artırım yapmak ciddi risk taşır.

4.3. Birden fazla alacak kaleminde artırım sayısı

Objektif dava yığılmasında her alacak kalemi bağımsız talep niteliğindedir. Bu durum, bir defalık hakkın her talep için ayrı ayrı mı yoksa dava bütünü için tek seferde mi kullanılacağı sorusunu doğurur. Metin ‘talep konusu’ ifadesini kullansa da konu henüz içtihatla aydınlanmış değildir. En düşük riskli yöntem, tüm hesaplamalar olgunlaştığında kalemlerin tamamını tek, kapsamlı bir m.109/4 dilekçesiyle artırmaktır.

4.4. Derdest kısmi davalar

Geçici m.1/10 yalnızca 31 Temmuz 2026’dan önce açılmış belirsiz alacak davalarının eski m.107’ye tabi kalacağını düzenler. Daha önce açılmış kısmi davalar için özel bir geçiş hükmü yoktur. HMK m.448’deki usul hükümlerinin derhâl uygulanması ilkesi, yeni artırım imkânının tahkikatı sürmekte olan eski kısmi davalarda da kullanılabileceği görüşünü destekler. Buna karşılık zamanaşımını geçmişe doğru dava tarihine götürmek, tamamlanmış usul işlemleri ve kazanılmış hukuki durumlar yönünden itiraz doğurabilir. Bu başlıkta kesin hüküm kurmak için erkendir; dosya bazında süre hesabı yapılmalı ve alternatif usul talepleri ileri sürülmelidir.

4.5. Dava şartı arabuluculuk ve dava öncesi başvurular

İş, ticaret ve tüketici uyuşmazlıklarında dava şartı arabuluculuk; sigorta ve bazı tazminat uyuşmazlıklarında ise özel başvuru şartları yeni m.109/4 nedeniyle ortadan kalkmaz. Arabuluculuk başvurusunda yalnız sembolik dava tutarını değil, hukuki ilişkiyi ve bütün alacak kalemlerini kapsayan bir uyuşmazlık tanımı kullanmak daha güvenlidir. Artırım, ilk kez ileri sürülen farklı bir alacak kaleminin dava şartı eksikliğini kendiliğinden gidermez.

5. Uygulayıcılar için kontrol listesi

  1. Dava açılış tarihini belirleyin: 31 Temmuz 2026 öncesi mi, sonrası mı?
  2. Yeni davada ‘belirsiz alacak davası’ değil, HMK m.109 uyarınca ‘kısmi dava’ ibaresini kullanın.
  3. Talep konusunun bölünebilir olduğunu ve hangi kısmın dava edildiğini açıkça yazın.
  4. Birden fazla alacak kaleminde başlangıç tutarını kalem bazında dağıtın.
  5. Dava şartı arabuluculuk veya özel başvuruda hukuki ilişkiyi ve tüm alacak kalemlerini kapsayın.
  6. Dava öncesi temerrüt, faiz türü ve faiz başlangıcı konularını ayrıca planlayın.
  7. Bilirkişi raporuna ve gerekiyorsa ek rapora ilişkin itirazlar tamamlanmadan özel artırım hakkını tüketmeyin.
  8. Artırım dilekçesini tahkikat sona ermeden verin ve işlemi açıkça HMK m.109/4’e dayandırın.
  9. Artırılan tutarı ve faizi her kalem için ayrı gösterin; eksik harcı süresinde tamamlayın.
  10. Dava dışında kalan bakiye için zamanaşımının sürdüğünü varsayarak hareket edin; korumayı geniş yorumlayan bir içtihada bel bağlamayın.

6. Değerlendirme ve sonuç

Belirsiz alacak davasının kaldırılması, yıllardır süren ‘alacak belirli mi, belirsiz mi’ tartışmasını büyük ölçüde tasfiye etmeyi amaçlıyor. Kanun koyucu davacının korunma ihtiyacını reddetmedi; korumayı kısmi dava içine taşıdı. Bu yönüyle reform, ayrı bir dava türünü kaldırırken onun iki temel işlevini koruyan bir sadeleştirmedir.

Ancak yeni sistem eski kurumun tam kopyası değildir. Bir defalık artırımın zamanlaması, faiz başlangıcı, derdest kısmi davalar ve artırılmadan kalan bakiye bakımından açık noktalar vardır. Dolayısıyla uygulamadaki risk ortadan kalkmamış, yer değiştirmiştir: Eskiden temel risk dava türünün yanlış seçilmesiydi; şimdi temel risk talebin eksik kurulması, artırım hakkının erken kullanılması ve zamanaşımı ile faiz sonuçlarının birbirine karıştırılmasıdır.

Pragmatik sonuç: Yeni dönemde doğru refleks, düşük bir rakam yazıp beklemek değildir. Doğru refleks; tüm alacak kalemlerini baştan hukuken çerçevelemek, ispat ve hesap takvimini yönetmek, temerrüdü dava öncesinde kurmak ve m.109/4 kapsamındaki tek artırım hakkını dosya gerçekten olgunlaştığında kullanmaktır.

 

 

 

Kaynaklar ve inceleme kapsamı

Aşağıdaki birincil kaynaklar, kanun değişikliğinin yürürlük tarihi, geçiş rejimi, madde gerekçesi ve hak arama özgürlüğüne ilişkin arka planın doğrulanmasında kullanılmıştır.

Kaynakİnceleme kapsamı
TBMM – 7589 sayılı Kanun künyesiKabul, onay, Resmî Gazete ve yürürlük bilgileri
7589 sayılı Kanun metnim.19, m.20, Geçici m.1/10 ve m.26
TBMM – 2/3737 sayılı Kanun TeklifiTeklif özeti, esas numarası ve komisyon süreci
Kanun teklifi ve madde gerekçeleriBelirsiz alacak kurumunun kaldırılma amacı ve m.109/4 gerekçesi
AYM – İsmail AvcıB. No: 2019/12190, 22.02.2022; mahkemeye erişim hakkı
AYM – Çetin AkboğaKısmi davada bakiye alacağın zamanaşımı sorunu
AİHM – Yargı/TürkiyeB. No: 4633/15, 27.04.2021; kısmi talep ve erişim hakkı

Not: Çalışma 28 Ağustos 2026 tarihli mevzuat durumu esas alınarak hazırlanmıştır. Düzenlemenin yeniliği nedeniyle belirtilen tartışmalı alanlar yüksek mahkeme içtihadıyla farklı biçimde şekillenebilir.

 

#Av.DilekTaşDelice–Giresun

Yorum Yap

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir